Ana Sayfa Basligi

Tanitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tanitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2011 Cuma

Akşehir´de Tatil

:

Akşehir, Sultan Dağları’nın kuzeydoğu eteklerinde, adını almış olan göle yukarıdan bakan, sırtını ormana yaslamış ünlü mizah ustasi Nasreddin Hoca´nin memleketi olan sevimli bir şehir. Istanbul, Ankara ve Eskisehir istikametinden Antalya´ya veya Kayseri, Gaziantep ve Trabzon istikametinden Izmir´e tatil yapmak icin yola cikdiginizda ugrayabileceginiz, tatil güzergahinizin üstünde bir sehir Aksehir. . Aksehir´e karayolu ile ulasabileceginiz yol güzergahi icin Türkiye haritasinda buraya bakiniz. Tren ile Aksehir´e seyahat etmek istiyorsaniz buraya bakiniz. Aksehir´de konaklayabileceginiz otel ve pansiyon icin buraya bakiniz. .

. Foto © M.Ayzit Verimli ovalarında yetişen kiraz, vişne ve diger ürünler ile ana uğraşısı tarım olan şehir güzelliğini, her tür sanayi emaresinden uzak kalmış olmaya borçlu. Akşehir de güzel bir dinlenme yeri olan Hıdırlık... dağın yamacında kurulmuş doğayla iç içe olan bir ortam. Temiz cam ormani havasini tenefüs etmek ve dinlenmek icin Hidirlik´a ugramayi unutmayiniz. .

Foto © ??
Akşehir’i sevimli kılan tek etken coğrafi yapısı ve temiz havası değil; tablonun güzelleşmesinde bu doğal manzumeye yıpranmış güzellikleriyle eşlik eden cami, mescid, kilise ve hamamların ve özellikle eski Akşehir evlerinin paha biçilmez bir katkısı var.
:.

Foto © Ahmet Altunbay Coğu 90 yaşında olan Akşehir evleri arasında 150’lik eski tüfeklere rastlamak bile mümkün. Dar bir sokağın iki yanı boyunca, sohbet eden kafadarlar gibi dizilmiş evler insanda fısıltıları duyma arzusu uyandırıyor. .

:Foto © M.Ayzit Yoldan geçen bir at arabasıyla ya da annesinin çağrısına karşılık veren bir çocuğun sesiyle aydığımız şimdiki zaman, eski bir zamanı yaşama arzusunda olan muhayyileyi mağlup etmese, yarı baygın saatlerce gezilebilir bu evler âlemi. Neyse ki günlük yaşamın alışılmış seslerine cumbalı, iki katlı, toprak damlı Türk evlerinin arasına dışa dönük usluplarıyla serpilmiş Rum evlerinin uyandırdığı tecessüs var. Foto © Ahmet Altunbay Klasik Türk mimarisindeki en önemli faktör dış duvarların iki-üç metre yükseklikte olması ve bir iç avlunun bulunması. İç avluda genelde mutfak, kiler ve eğer ev sahibinin bir atı varsa onu bağlayıp besleyebileceği bir bölüm bulunuyor. Merdivenle orta sofa, yan sofa gibi bölümlere geçilebiliyor. Konuklar için ayrılmış misafir odası, gelin odası, kaynana odası, yemek odası ve ayrıca toprak damlara çıkılmasını sağlayan bir geçiş bulunuyor. Damlar Türk evlerinde olabildiğince düz. Dam birtakım sebze ve meyvenin kurutulması, bazı kışlıkların hazırlanması için birebir. Alt katlardaki içe dönük yapı üst katlara çıkıldığında değişiyor, cumba faktörü yapıya elinizi uzatsanız karşı komşunuzla temasa geçebileceğiniz bir yakınlık kazandırıyor. . .Foto © M.Ayzit Orta Hamam’dan Gavur Hamamı’na kadar olan Çınar Caddesi’nde Rum evleri göze çarpıyor. Rum evlerinde ise genelikle demir ve taş yapı malzemesi kullanılıyor, özellikle pencereler taş şöveli. Kaldırımdan eve açılan ensiz kapılar Rum evlerinde yok. Rum yapılarında bir buçuk iki metrelik bir merdiven aracılığıyla giriliyor eve. Türk evlerinde kiler vs. olarak kullanılan bölümler Rum evlerinde dükkan olarak iş görmüş. Bu bölümler kadınların el işlerini, oyalarını satabileceği şekilde tasarlanmış hatta kepenklerle zenginleştirilmiş, ticari faaliyet alanına dönüştürülmüş. Türk evlerinde ise böyle bir şey yok, Türklerde ticari faaliyet bir merkezde toplandığı ve evlere sirayet etmediği için olsa gerek. . Foto © M.Ayzit Akşehir evlerinin en önemli özelliği işlevsel olmaları. “En mühimi kullanışlı olması” demiş tok, işbilir bir ses. Akşehir evlerinin özel bir mimari üslup olarak öne çıkmasında Ermeni ustaların katkısı büyük. Yaşlılar demir ve ahşap üzerine çalışan ustaların genellikle gayrimüslim olduğunu söylüyor. Türk ustaların bir kısmı da onlar tarafından yetiştirilmiş. Nitekim iki anlayış, iki üslup arasında yaklaşımlar/etkileşimler olmuş. Mesela banyo için odanın yüklük duvarında bulunan gusülhane Müslüman olmayan Rumların evlerinde de bulunuyor. Bu sadece Akşehir’de karşılaşılan bir durum. . Foto © M.Ayzit Öte yandan taş ve demir aslında Rum evlerine özgü bir malzeme iken bu malzemelerin kimi Türk evlerinde de kullanıldığı göze çarpıyor. Akşehir’de Türklerle yıllarca iç içe ve dost olarak yaşamış Rumlar 70- 80 yıl önceki süreçte Güneydoğu’daki Ermeni olayları meydana geldiğinde bir korkuya kapılarak Akşehir’i terketmişler. Kaldıkları süre içinde pek çok evin yanısıra kilise, papazevi, hamam inşa etmiş olan Rumların gitmesi Akşehir yerlisini de üzmüş; Akşehir yaşlıları ağlaşarak ayrıldıklarını dün gibi hatırlıyorlar. Zemin açısından sağlam olmayan Akşehir’in eski ustaları bugünün mimarlarından daha ferasetli bir kararla evleri inşa ederken çeşitli önlemler almışlar. Bağdadi yapı denilen ahşap kirişleri ve ahşap kolanları birbirine bağlayan çapraz taşıyıcı sistemler kullanmışlar. Akşehir yerlisi eski evleri terketmiş ve çok katlı binalara taşınmış durumda. Evlerde bugün ikamet edenler ise çevre köylerden Akşehir’e göç edenler.Çok katlı binalar yapılırken surların büyük bir kısmı yıkılıp hafriyat olarak atılmış. Eski Akşehir’i sınırlandıran sur hakkında bugün çok fazla şey bilinmiyor. Bilinmeyenlere bugün artık Akşehir’de olmayan tarihi değerleri kaybetmiş olmanın acısı ekleniyor. Akşehir’in ulu kişilerinden Seyyid Mahmud Hayrani’nin türbesi yerinde; ama sandukası Istanbul´da. Akşehir’e bağlı eski adı Maruf olan köyde bulunan İbrahim Sultan Veli türbesindeki sanduka ise şu an Bern’de bulunuyor. : Foto © ?? Yıldırım Bayezid’in öldüğü yer Akşehir. Halen yaşanan ve yaşayan evleriyle tarihi bir şenlik gibi sunuyor; ama bunun geçici ve aldatıcı bir hal olduğunu hatırlamanız uzun sürmüyor. Ferruh Şah Mescidi kulağınızı çekiveriyor hemen. “Tarihi çevir nal sesi kısrak sesi”… Değil, ölüm de var kısrak seslerinin arasında, hem de cevvalliği, atılımcı ruhu ve gözüpekliği ile kendisini bize daha ortaokul sıralarındayken sevdirmiş bir padişahın ölümü bu. Kendi dininden bir hükümdara, Timur’a esir düştükten sonra, bunu gururuna yediremeyip yüzüğündeki zehiri içerek intihar eden Yıldırım Bayezid’in trajik ölümü… Burada olmuş olay, o zamanlar zindan olarak kullanılan ve Yıldırım Bayezid’in esaretine tanık olan Ferruh Şah Mescidi’nde. . Foto © M.Ayzit Evliya Çelebi’nin el yazısı Akşehir, Nasreddin Hoca’yla özdeşleşmiş bir kent. Ama şehrin en görkemli camilerinden İmaret Camii’nde bulunan iki iz Türk tarihinde en az Nasreddin Hoca kadar önemli olan bir ismin, Evliya Çelebi’nin buraya uğradığını belgelemekle kalmıyor, Evliya Çelebi’nin bugün halen okunaklı olan el yazısını görme imkanı da veriyor. İmaret Camii’nin girişinde soldan birinci sütunun tunç bileziğinde bulunan bu el yazısının sebeb-i hikmeti ise 1638’de Bağdad Seferine çıkan IV. Murad’ın Akşehir’e de uğradığını ve burada 20 gün kaldığını belgelemek… Şöyle tercüme ediliyor yazı: “Fakir, Mehmed Sultan Murad Han -Tanrı kendisini teyid etsin- askerleriyle beraber buraya geldi. Bunu 1048 yılı Muharreminin 26. günü yazdı.” İkinci yazı daha detay bir bilgiyi içeriyor; “Yirmi gün oturak olmuştur”. : Foto © M.Ayzit İbrahim Hakkı Konyalı’ya göre İmaret Camii’nin bileziğindeki iki kitabe Akşehir’in sivil kervanlar ve ordular için uğrak ve konak yeri olduğunu gösteriyor. Akşehir kendisini gezip görmek isteyenlere gerek coğrafi güzelliği gerekse Nasreddin Hoca’nın türbesinden başlayan, karakteristik evleriyle devam eden, Taş Medrese’si, Ferruh Şah Mescid’i, 100 yıllık Yukarı Hamam’ı, 15.yy.’dan kalma Seyyid Mahmut Hayrani Türbesi, Taceddin Tekkesi ve Türbesi, kilisesi ile tatmin edici bir manzume olarak duruyor, bekliyor; orada, Anadolu’nun batısında… : Foto © Aksehir Belediyesi


Akşehir´e planladiginiz gezi icin kullanabileceginiz "Aksehir Gezi Rehberi Plani", asagida görüldügü gibi olabilir. Bin bir cesit kültürün gelip gectigi bu gülmece diyarinin kurulusunun M.Ö. 344 Büyük Iskender devrinde oldugunu düsünürsek, gezip görebileceginiz tarihi ve turistik güzellikleri siz düsünün. Unutmayin Aksehir, 3 tane müzesi olan Türkiye´nin tek ilcesidir.
- Akşehir Gölü - Akşehir Evi - Bati Cephesi Karargahi Müzesi (Kurtulus savasinda Büyük Taarruz hazirliklari ve baslama emri bu binada verildi) - Arkeoloji Müzesi (Taşmedrese) - Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi (Rüstü Bey Konagi) - Kent Müzesi ve Konutevi (Eski Cumhuriyet ilkokulu, Tipik bir Cumhuriyet yapisi) - Arasta, Zanaat ve Kücük Esnaflar Bölgesi - Restore edilmis Eski Evler - Gülmece Parki (Büyük Kazan ve Hocanin fikralarinin heykelleri) - Tren istasyonu, TCDD Gari (Alman Wilhelm stillinde yapi) - Nasreddin Hoca Türbesi - Seyid Mahmut Hayrani Türbesi - Ulu Cami (Selcuklu zamanindan) - İplikci Cami (Selcuklu zamanindan) - İmaret Cami (Hasan Pasa Cami, Osmanli zamanindan) - Ferruh Sah Mescidi (Yildirim Beyazit´in hapis kaldigi ve vefat ettigi yer) - Ermeni kilisesi ve etrafindaki tarihi evler - Sifa Hamami (Tarihi hamam, hala isletiliyor) - Hidirlik (Mesire yeri) - Tekke (Sehir ormani)

Kaynak: Tatilpiknik.com/autor/heartless

29 Kasım 2010 Pazartesi

Akşehir Şehrinin Adı Anlamı Kökeni Kuruluşu

.
Φιλομήλιον Philomelion (gre),
Philomelium (lat),
Filomelio (ital),
Falūmi (arab),
Belde-i Beyza,
Aqshahr,
Ak-Shehr,
Ak-Shahr,
Akshehr,
Akshahr,
Akşar,
Akshehir,
Akşehir

Yukarida Aksehir´in eski isimlerini ve cesitli dillerde ki telafuzunu görüyorsunuz.

Aksehir´in ilk ismi Philomelion olarak bilinmektedir. Cünkü bugünkü şehir merkezine yakın bir yerde bulunan bir mil taşı üzerinde, "Philomelion" sözcüğü yazılıdır. Tek yazılı belge olan bu mil taşı Arkeoloji Müzesi'nde (Tas Medrese) görülebilir.

Yunan ve Romali gezginler, yazarlar ve savas katiplerinin yazilarinda, bir sehir ile diger bir sehir arasindaki uzaklik ve cografi durumunu anlattiklarindan yola cikarak, Aksehir´in eskiden isminin Philomelion oldugu bilim adamlari tarafindan kabul edilmis bir gercektir.
:
Emekli olana kadar Köln Üniversitesinde akademik direktör olarak calisan Prof. Georg Petzl´e, Klassischer Philologe ve Epigraphiker, Philomelion´nun ne anlama geldigini sordugumda, "Aksehir´de güzel elma var mi?" diye cevapladiginda, sasirmistim. Latince ve eski Yunanca dili ve yazilimi egitimi alan Prof. Georg Petzl´e göre "Philomelion = Elma Sevenler = Apfel-Liebhaber (alm.)" anlamina gelmektedir. Eski Yunanca "philomelos" dan cikma olabilirmis.
:
Cesitli kitap ve internet sayfalarinda Philomelion´nun "Bal sevenler" anlamina dair bir cok yazi vardir. Simdi "Bal sevenler" mi, yoksa "Elma sevenler" diyari mi dogrudur diye düsündügümde, Aksehir´de bal ile ilgili pek birsey görmedigimi, fakat yakin zamana kadar "Aksehir kirazi" ünlü olmadan önce, cok güzel elmalarin yetistigini biliyorum. (Babama "Elmaci Ahmet" derler.)
:

.
Aksehir´in Philomelion olarak Büyük Iskender´in Anadolu´dan gecisinde Milat´dan önce 334/333 yilinda Mekodonyalilar tarafindan kuruldugu varsayilmaktadir. Bakiniz (Almanca) ve Bakiniz (Almanca)
..
1911 dogumlu rahmetli anneanem, bana kücüklügümde her zaman Büyük Iskender´in sari uzun sacli ve mavi gözlü bir kahraman oldugunu anlatirdi. Okuma ve yazmasi olmayan bir kisinin, 2300 yil önce yasamis birini böyle detayli anlatmasinin nasil sasirtici bir sey oldugunu, simdi yeni anliyorum.
.
Yazili olarak ilk Philomelion adi, Jül Sezar (Latince: Gaius Julius Caesar) zamaninda yasamis Marcus Tullius Cicero nun Milat´dan önce 77-79 yilinda Yunanistan ve Kücük Asya´ya (Anadolu´ya) yapti gezilerde Atticus´a yazdigi mektuplarda raslanmaktadir. Bakiniz (Almanca)

Daha sonra Philomelium adi, Milat´dan sonra 155/156 yilinda Smyrna (Izmir) kilisesinin Philomelion (Aksehir) kilisesine yazdigi piskopos aziz Martyrium Polykarp´in Romalilar tarafindan öldürülmesini anlatan mektupda gecmektedir.

Ayrica Mustafa Yildirimer bu konuda cok genis bilgi iceren bir yazi yazmistir. Buraya bakiniz.

:

19 Ağustos 2010 Perşembe

Akşehir Medhiyesi: “Der-Medh-i Akşehir”

.
Medhiye methetme, övme manasına gelir. Edebiyatta birini veya birseyi övmek gayesiyle yazılan şiirlere denir.

Asagidaki şiir bir şehir medhiyesi niteliğindedir. Şiir, Ankara Millî Kütüphane’de 06 M.K. Yz. A.5629/8 numaralı bir mecmuanın içinde 32b-34b varaklarda bulunmaktadır. Mütekerrir muhammes şeklinde, mefâîlün/ mefâîlün/ mefâîlün/ mefâîlün kalıbıyla yirmi bir bend hâlinde yazılmıştır. “Der-Medh-i Akşehir” başlığını taşıyan şiirin şâirinin kim olduğu hakkında herhangi bir bilgi mevcut değildir. Ancak, şiirin son sayafsının alt kısmında kırmızı kalemle “Râsih Efendi” kaydı düşülmüştür. Yine şiirin sonunda 21 Mayıs 1321(1905) tarihi vardır ki bunun, şiirin kaleme alınma tarihi olması kuvvetle muhtemeldir

Der-Medh-i Akşehir
Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün
1
Gel ey ‘âşık temâşâ et girip bu cây-ı zîbâya
Revân olmuş nice enhâr idüben ‘azm-ı deryâya
Çemenden zeyn olup eşcâr saluban yerlere sâye
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
2
O kim Abdü’l-vahâb Gâzî çeker pâyına yârânı
‘Alemdâr-ı resûlullâh denir bilsen o sultânı
Makâmında ziyâret kıl tilâvet eyle Kur’ânı
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
3
Ricâ-yı himmet istersen görüp Mahmûd-ı Hayrânı
Yüz urup âstânına fedâ kıl yoluna cânı
Ta’alallâh makâmında müşerref eylesin anı
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
4
Bahâr Sultân yâd eyle kim oldur erlerin şâhı
İhâta eylemiş sular temâşâ eyle ol mâhı
Varıp anda karâr etsen safâdır câna vallâhi
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
5
Velîler içre gör Damra muhaldir olsa yek dâne
Erenler içre Şeyh Eyyûb yaraşır olsa merdâne
Ziyâret eylesin Hızrı hayât erer bu dem câna
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
6
O cân-ı ‘âlemin ismi olupdur Molla Tâcü’d-din
Müşerref eylesin Allah yatar Ahî Cemâlü’d-din
Du’â-yı hayr için nâmın cihâna saldı Nasrü’d-din
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
7
Bu nâm-ı pâkla Akşehir verir şöhret Karaman’a
Erenler cem’ine erdik varırsın taht-ı Yunan’a
Du’â-yı hayr ile yâd et bile Zengeli Sultân’a
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
8
Bugün gör Şeyh Battâl’ı edinmiş taguban mesken
Çekip el cümleden olmuş hakâyık sırrına mahzen
Açılsın bâğ-ı cennetden mezârına nice revzen
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
9
Bulardan sonra geldi ol Nasûhî Kutubü’l-Aktâb
Eder halka nasîhatlar kul olmuş ana şeyh ü şâb
Kerâmetin edip izhâr atıp seccâdesin der-âb
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
10
Tefekkür eyle bunları bulupdur kutb-ı devrânın
Du’â-yı hayr ile yâd et bula zevk u safâ cânın
Muhibb-i sâdıkı çokdur o sultân o rûhânın
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
11
Bu ‘âlî-tekkenin olupdur nâmı Abdullâh (?)**
Akar sular temâşâ et müşerref eylesin
Allâh Hezâr destan ile bülbül figân edip öter her gâh
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
12
O ni’met tekkesi câna bugün firdevs-i garrâdır
Dü-nîm etmiş anı dünyâ biri birinden a’lâdır
Varıp anda karâr etsin bilirsin misl-i dünyâdır
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
13
O Şeyh Sultân Muhyü’d-din tutup Hak yolunu keskin
Beğendi cümle mahlûkât anın ettikleri re’yin
Pür ihsân-ı sehâvetde ‘imâret eylemiş kâ’in
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
14
O Seyyid Yûnus’u görsen gezer sancağı şâhâne
Eğer şâha eğer bende otağın kurdu meydâna
O nesl-i ism-i ahsen kim oturmuşdur emîrâne
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
15
Bulara âşnâ ol sen dilersen eresin dosta
Bilirsen ‘ayn-ı hikmetdir yatan Sultân-ı Nevreste
İrüben hâk-i pâyına şifâ bulur nice hasta
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
16
Subaşı bâğına varsan verir cismine râhatlar
Kıyâm etmiş nice eşcâr getirir kalbe hâletler
Nazîrin görmemiş kimse geze nice vilâyetler
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
17
Yatar deryâ kenârında o Sultân Hacı İbrâhim
Acım Paşa’yı yâd ile bular derdine kâ’im
Makâm-ı ‘izamın Mevlâ müşerref eylesin dâ’im
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
18
Buların cem’ine erdi Ulu Câmi’ bulup fırsat
Ki peygamber duhûl etdi diye halk ettiler hürmet
Varıp anda niyâz etsen bulursun şükrüni cennet
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
19
Yeni Câmi’de kıl tâ’at erişe ‘avn-i Rahmânın
Cemâ’at kesretin anda görüp bula safâ cânın
Erişe himmet-i ‘âlî o Sultân Süleymân’ın
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
20
Hasan Paşa henüz inşâ edip bir mescid-i aksâ
Ki cem’ olmuş nice ervâh okurlar âyet-i zîbâ
İki rek’at kılan cum’a bulupdur kurb-ı Hak mahzâ
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
21
Bu hâke hâk olup hâke yüz urup çağırıp yâ Hak
Bu cümle ehl-i İslâma ‘inâyet eyle gel mutlak
Cihân-ı fâni durur bâkî kalan sensin hemân ancak
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya


Alinti: Dr. Muvaffak EFLATUN
Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Araştırma Görevlisi

Kaynak: http://www.hbektasveli.gazi.edu.tr/dergi_dosyalar/26-273-278.pdf
.

7 Kasım 2009 Cumartesi

Aksehir Tanitim Slayt Gösterisi 3

.

© 2008 Hulusi Yagci (FBA4242)

Aksehir Tanitim Slayt Gösterisi 2

Eski film gösterisi sallanmasi animsatilarak yapilmis. Musik Grup "Loituma" dan "Leva´s Polka"


© 2007 Ibrahim (clkibo)

Aksehir Tanitim Slayt Gösterisi 1

Slayt gösterisinde ki musik Aksehir yöresinin türküsü "Ay Oglan" .


© 2007 Tuna Han (Schinaider1907)

Aksehir Tanitim Filmi, Videosu

.

© 2008 Aksehir Belediyesi

.




© 2007/2008 alpagut77