10 Aralık 2010 Cuma
Akşehir üzerine yazılan şiirler
Akşehir
Akşehir'i belki herkes anlatır,
Ama gelin birde benden dinleyin.
Sultan dağlarında rüzgarın biçtim,
Soğuk pınarından suların içtim,
Bir ömür tükettim çok çabuk geçtim,
Selam olsun sana selam Akşehir.
Nasrettin Hoca'dan, Nimet babadan,
Tekke deresinden, Hıdırlığından,
Yanık yanık öten kavaldan sazdan,
Selam olsun sana selam Akşehir.
Yaylasında koyun kuzu meleşir,
Dağlarında keklikleri eğleşir,
Bağlarında bülbülleri söyleşir,
Selam olsun sana selam Akşehir.
Bir yanda masmavi Akşehir gölü,
Bir yanda dağları yeşil örtülü,
Bağlarında açmış sümbülü, gülü,
Selam olsun sana selam Akşehir.
Selçuklu'dan, Osmanlı'dan kültürü,
Bir tarih kokuyor dünü, bugünü,
Biliyor Hoca'nın Dünya ününü,
Selam olsun sana selam Akşehir.
Saymakla biter mi tarih mirası,
Nasrettin türbesi, Taş medresesi,
Kilisesi, Tacettin tekkesi,
Selam olsun sana selam Akşehir.
İplikçi, İmaret, Ulu camisi,
Ferruh şah mescidi,Çarşı hamamı,
Yukarı mahalle, Orta hamamı,
Selam olsun sana selam Akşehir.
Seyyid Mahmut Hayrani'nin türbesi,
Fatiha bekliyor sizden hepisi,
Akşehir'in tatlı sulu meyvesi,
Selam olsun sana selam Akşehir.
Vişnesi, kirazı bir sulu pınar,
Çileği var, elması var, balı var,
Her çeşitten bahçesi var, gülü var,
Selam olsun sana selam Akşehir.
Akşehir Evi'nde kültürün gizli,
Kültürün tarihle yıllardır sözlü,
İyi bakıp koruyalım bu özü,
Selam olsun sana selam Akşehir.
Tayyip sana destan yazsa az gelir,
Kışın çabuk geçer, yazın tez gelir,
Senin kıymetini sevenler bilir,
Selam olsun sana selam Akşehir.
24.06.2003, Tayyip Sağ
Kaynak: http://www.antoloji.com/aksehir-siiri/
###############################################
AKŞEHİR
- Akşehirli Dostlara -
Kehribar dağların zümrüt eteği,
Bir yeşil fırtına özün Akşehir.
Sıra sıra bağları bal peteği
Çalışıyor oğul, kızın Akşehir.
Sultandağın arşa değen tepedir
Bir yeşil kucakla göğü kapatır.
Yârin kulağında ikiz küpedir.
Kan damlası, al kirazın Akşehir.
Beste beste eser yellerin serin.
Şairleri ilham verir seherin.
Türlü meyvalarla gelir baharın.
Dilim dilim geçer yazın Akşehir.
Sabahleyin dağ başları sislenir
Hıdırlığın bin şevk ile süslenir.
Güneş gelir omzuna yaslanır.
Güler ışıl ışıl yüzün Akşehir.
Başlı başına bir şöhret yarattın.
Bağrında büyüğü Hoca Nasrettin
En ince mizahı tattırdın, tattın
Nüktedir dillerde sözün Akşehir.
Tembellik bilmeyen halkın arıdır.
Sırma saçlı güzellerin peridir.
Şol Fezai ne söylese yeridir.
Silinmez kalplerden izin Akşehir.
Feyzi HALICI
Kaynak: http://www.aksehir.gov.tr/articles.php?lng=tr&pg=110
###############################################
AKŞEHİR’DE AKŞAM ÜSTÜ
Dağlar birer birer gerinmededir.
Sabah mı oluyor? Ne bu başlangıç?
Yemyeşil “HIDIRLIK” arkamda sedir.
Günün son sevinci uçan kırlangıç
“GÖL” de ilk yıldızı gördü kurbağa;
“TEKKEBOĞAZI” “ndan indi serinlik
Ova fısıldadı yavaşça dağa:
Akşehir kız iken şimdi gelinlik!
Titreyen yapraklar cilvedir, nazdır,
Akşam bacalarda tüten ak duman
Sevgi ağaçlarda dal dal kirazdır,
Nasreddin Hoca’mı gördüm aradan!
Dut diye mevsimi silkele dalda
Doldur durma doldur gün sepetin
Selâm ver güzele geçtiği yolda
Selâm güzellerin memleketine.
Osman ATTİLA
Kaynak: http://www.aksehir.gov.tr/articles.php?lng=tr&pg=110
###############################################
AKŞEHİR
Bağın, bahçen, dağın dal dal yeşerir
Üç mevsim dereni seller taşırır.
Bir hal olur bana gözüm yaşarır,
Seni bir gün düşte görsem, Akşehir
“Sılam” diyen yolcu olsam yolunda,
Gelin telli turna olsam gölünde
Ak çiçekli meyve olsam dalında,
Bir mevsim asılı dursam Akşehir.
Al yeşil uçurtmam kaldı göğünde,
Kaptığım şekerler param, düğünde
Yediğim dutları dört beş öğünde
Varıp bir gün senden sorsam Akşehir.
Renk renk bahar olup koynuna girsem,
Koku olsam bağın, bahçene sinsem,
Ala duman olup dağlardan insem,
Seni yarim diye sarsam Akşehir.
Kemal OR
Kaynak:http://www.aksehir.gov.tr/articles.php?lng=tr&pg=110
###############################################
BİZİM AKŞEHİR
Akşehir’in hasret kaldık yazına
Ovasında harmanları savrulur
Fedâ olsun canım onun izine
Deli gönlüm gider; ona vurulur!
Söğüt dalı kalemimdir kalemim;
Yüreğimden taştı benim elemim,
Bir gün varır elbet benim selâmım
Eşe dosta name name verilir!
Dağlarında soğuk sular akışır,
Yeşil sırtlar birbirine bakışır,
Burda âşık mâşukuna yakışır
Halı olur çayır yere serilir!
Ağaçlarda meyvaların ballana
Korularda yavru kuşlar dillene
Deli gönlüm düşte sana yollana
Hayırlara gelsin, hayra yorulur!
ÂŞIK ZEKİ diyar diyar geze gel,
Âleme gel, cümbüşe gel, saza gel!
Kış soğuktur kışı bırak yaza gel
Gül mevsimi yavuklumuz sarılır!
A. Zeki AKINCI
Kaynak: http://www.aksehir.gov.tr/articles.php?lng=tr&pg=110
###############################################
EŞSİZ AKŞEHİR
Sultan Dağları’na zümrüt gerdanlık
Huzur bulur insan sende Hıdırlık
Dört bir yanı sarmış şifa ormanlık
İsmi ak, cismi pak eşsiz Akşehir.
Gülmece Parkı’na bakar Hocamız
Şahsına münhasır güleç türbemiz
Altı sütun üzre demir kapımız
Türk tarihi öksüz sensiz Akşehir.
Şırıl şırıl akar minik bir dere
Kültür mirasımız Arasta ile
Ölümsüz eser Küçük Ağa bile
Ser verir, sır vermez sessiz Akşehir.
Nimetullah her dem hep seni gözler
İmaret Cami’de tarihi izler
Havanı soluyan her daim özler
Evliya otağı dilsiz Akşehir.
Büyük Taarruz’a hazırlık yeri
Atatürk Müze’si o günden beri
Gururla ağırlar misafiri
Kudretten kokusu gülsüz Akşehir.
Nasreddin, Hayrani koyun koyuna
Tertemiz havanla, billur suyuna
Kurban olam senin selvi boyuna
Dilberleri bir hoş bensiz Akşehir.
Müşerref İMAL
Kaynak:http://okulweb.meb.gov.tr/42/03/707918/gurur.html
###############################################
AYIPLAMASIN EMİ...
ANIT MEYDANININ ÇAPRAZINDA,
MELEKGİRMEZ GİRİŞİ,
AKŞAMIN AYAZINDA,
KESTANE SATIYOR BİRİSİ,
İKİ ÇOCUK SOĞUKTAN TİTREYEREK,
SOKULDULAR MANGALA ÜRKEREK,
ELLERİNİ ISITMAK İÇİN,
UZATTILAR ÇEKİNEREK.
SATICI BIÇAKLA YARDIĞI KESTANELERİ,
BIRAKTI MANGALA,
ÇOCUKLARA BAKTI SABIRLA,
HADİ İŞİNİZE DEDİ KIZGIN BİR TAVIRLA.
BİRAZ ÖTEDE ONLARI İZLEYEN ADAM;
NE İŞİNİZ VAR BU SOĞUKTA, DEDİ BABANCANCA,
BÜYÜĞÜ ELİNDEKİ ,
İKİ KÜÇÜK ODUNU GÖSTERDİ USULCA,
EVE ODUN GÖTÜRECEKTİK DEDİ, YAVAŞCA.
BABACAN ADAM GELİN DİYEREK,
ÇOCUKLARLA BİRLİKTE YÜRÜYEREK,
İPLİKÇİ CAMİNİN HEMEN YANINDAN,
TUHAFİYECİ ABDULLA’NIN ORADAN
ARASTAYA GİRİVERDİLER.
TAKILDIM ARKALARINA UZAKTAN İZLEYEREK.
KARŞIDAKİ İLK AYAKKABICI DÜKKANINDAN,
İÇERİYE GİREREK,
İKİ POTİN ALDI ADAM SAHTİYANDAN,
HEMEN YANINDAKİ KOMŞUDAN
İKİŞER KAZAKLA UYDURDU,
BİRER PALTOKALININDAN.
SONRA KÖŞEDEKİ ŞEKERCİDEN,
KESE KAĞIDINA KOYDURDU,
BİRAZ BONBONLA, LOKUMU LATİSİNDEN.
ADAM ÇIKARVERDİ CEBİNDEN,
BİR YÜZLÜKYEŞİLİNDEN,
BÜYÜĞÜN ELİNE SIKIŞTIRDI,
ANANA YA DA BABANA VER BUNU DEDİ, DERİNDEN.
ÇOCUKLAR ELİNİ ÖPTÜLER SEVİNÇTEN.
ADAM BOYNUNU ÖNÜNE EĞDİ,
YOĞURT PAZARI KAPISINDAN,
MELEKGİRMEZDEKİ MEYHANESİNE GİRDİ YENİDEN.
ŞİMDİ YUKARILARDA BİR YERLERDEN
İZLİYORSA BENİ ,
İFŞA ETTİM DİYE SIRRINI AYIPLAMASIN EMİ,
YILLARIN MEYHANECİ YOGİ MEHMEDİ…
Arif Özsaygı
Kaynak: https://www.facebook.com/groups/sey2011/#!/groups/sey2011/doc/?id=215090395176799
###############################################
HAMBAL ŞALİ
Şehirler insanlarıyla güzeldir.
Akşehir’de öyleydi...
Doktor Aziz’den, Ekmekçi Süleyman’a,
Foto Latif’ten, Faytoncu Enüş’e,
Her meslekten nice marka isim
Gelip geçti bu şehirden...
Hamal Şali lakabıyla bilinen
Bermendeli Sali Yıldız’da
Bunlardan biriydi...
Ayağında bu ayakkabı,
Sırtında küfesi ve urganıyla
Yıllar boyu nice yükler taşıdı;
Nice köşeler döndü ama yinede,
Karın tokluğuyla geçti ömrü...
Nice sokaklar arşınladı,
Ama getiremedi sonunu
Yıllar uzadıkça uzadı,
Yükler daha da ağırlaştı.
Ve bir gün;
Ondan öncekiler gibi
O da bu dünya malını
Dünya’da bırakarak göçtü gitti...
Dr. A. Nuri KÖKSAL
Kaynak: http://www.istasyongazetesi.com/istasyon/Yazarlar.aspx?HaberNo=14558
###############################################
###############################################
###############################################
20 Ağustos 2010 Cuma
Akşehir ile ilgili Kitaplar, Dergiler, Yazilar
Akşehir ile ilgili digitallestirilmis belgeler icin bakiniz http://www.belgeler.com/ara?s=Ak%C5%9Fehir
Belgeler.com sayfasinda Akşehir adi gecen simdilik 1130 belge bulunmaktadir. Cogunlugu doktora tezi, arastirmalar, makaleler vb. bilimsel yazilardir.
#######################################
KÜÇÜKASYA SEYAHATİ 1895 YAZI

Yazari: Friedrich Sarre
Original Dili Almanca, Yayin yili 1896, Berlin
Çeviri : Dara Çolakoğlu
Yayinevi: Pera Yayincilik
Yayin Yili: 1998, Istanbul
ISBN : 9789758065103
Ebadi: 16 x 24 cm, 315 Sayfa
"Bu kitap, benim 1895 yılı Haziran ve Temmuz aylarında, antik çağda Frigya, Lykaonia ve Pisidya bölgelerinde ve Türk vilayeti Konya'ya yapmış olduğum Küçükasya gezisinde elde ettiğim, sanat tarihine ve coğrafyaya dair bilgileri içeriyor. Bu gezinin en temel bilimsel amacı, Selçuklu İmparatorluğu'nun XIII. yüzyıldaki altın çağında Konya'da inşa edilen yapıtlarda görülen erken Türk mimarisinin tanınması ve araştırılmasıydı. Çok gelişmiş bir sanatın şahitleri olan bizler de, özellikle antik dönem anıtları konuunda çok da derine inmeyen araştırmalarla ilgilenen ve bu anıtları değerli bulan seyyahlardaki ilgi ve hayranlığa sahip olarak yola koyulduk. Karşımıza nerede çıkarsa çıksın, bu anıtları etraflıca incelemeyi ve eğer varsa, anıtlardaki yazıtları bazen fotoğraf çekerek, bazen de kopyalayarak bütünüyle belgelemeyi görev bildik..." (Önsözden alinti)
30 yasinda bir Alman gezginin gözü ile Anadolu`yu gezerken, 20 Haziran 1895 de Aksehir´de sicakligin 16°C oldugunu bu kitapdan ögrenebilirsiniz. Hakki Konyali´nin ünlü Aksehir kitapinda görüntüledigi cogu resimde bu kitapdan alinmistir. Yazarin Aksehir´de kaldigi süre cok fotografli ama az yazi ile ele alinmis. Beysehir icin ise bu kitapda tam 22 sayfa yer ayrilmistir.
#######################################
AKŞEHİR SANCAGINDAKİ DİRLİKLERİN III. MURAD DEVRİNDEKİ DURUMU VE 1583/991 TARİHLİ AKŞEHİR SANCAGI İCMAL DEFTERİ
Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi (OTAM) Dergisi
Sayi 1
Yil 1990
Dr. M. Akif ERDOGRU
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yeniçağ Anabilim Dalı Baskani
Sancak=Liva=Kaza=ilce
Dirlik=Osmanlı İmparatorluğunda bir hizmete karşılık olmak üzere bir kimseye devletçe verilen aylık veya bir yere bağlı gelir.
İcmal=Özet
Akşehir sancağı icin XVI. yüzyılda İcmal ve Mufassul olarak pek çok kere gelir özetleri yazilmistir. Burada timar usülünün bozulmaya başladığı III. Murad devrinde, Akşehir sancağında mevcut dirlikler hakkında bilgi verilmektedir. Bu bilgileri, Ankara'da, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlügü Kuyud-ı Kadıme Arşivi'nde 333 numarada saklanılan Akşehir Livası İcmal Defteri'nden çıkartilmıştir. (Yazidan alinti)
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/1150/13500.pdf
###########################################

Akşehir, Nasreddin Hoca Diyarı
Yayınevi: Akşehir Kalkındırma Derneği
Yayın Yılı: 1956, İstanbul
Dili: Türkçe
Ebadı : 20x27 cm, 64 Sayfa
###########################################
ŞEHİR MEDHİYELERİNE BİR ÖRNEK: AKŞEHİR MEDHİYESİ
Hacı Bektas Veli Arastırma Dergisi
Sayi 26
Yil 2003
Dr. Muvaffak EFLATUN
Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Araştırma Görevlisi
Medhiye=Övgü siiri
Bu makalede Türk Edebiyatında şehirleri konu alan türler üzerinde durulup, bu türlerden şehir medhiyelerine örnek olarak Akşehir medhiyesi değerlendirilerek metin hâlinde verilmiştir.
Tarih boyunca insan, yaşadığı şehre, bulunduğu çevreye ilgi duymuş. Yeri gelmiş, bu ilgisini edebî mahiyet taşıyan mensur veya manzum eserler oluşturarak dile getirmiştir. Türk edebiyatı da bunun zengin örnekleriyle doludur. Türk edebiyatında muhteva olarak şehirleri ele alan mensur ve manzum bir çok eser yazılmıştır. Manzum olanların en yaygını şehrengizlerdir. Şehrengizler, Türk edebiyatına özgü bir tür sayılmaktadır.
Edebiyatımızda şehir veya belde isimlerinin tevriyeli kullanımına dayanan bilâdiye türünden eserler de yazılmıştır. Bir şehrin vasfında onu övmek için yazılmış medhiyeler ile bir şehrin düşman eline geçmesi üzerine söylenen şehir mersiyelerini de şehirlerle ilgili kaleme alınmış şiirler grubuna dahil edebiliriz.
“Der-Medh-i Akşehir” başlığını taşıyan şiirin şâirinin kim olduğu hakkında herhangi bir bilgi mevcut değildir. Şiire konu olan Akşehir, Konya iline bağlı bir ilçe merkezidir. Tarihi M.Ö. üçüncü yüzyıla kadar dayanmaktadır. Anadolu Selçukluları ile birlikte Türk hakimiyetine giren Akşehir, sırasıyla Eşrefoğulları, Hamitoğulları ve Osmanoğulları idaresine geçti. (Yazidan alinti)
http://www.hbektasveli.gazi.edu.tr/dergi_dosyalar/26-273-278.pdf
###############################################

XIX. YÜZYILIN VE ANADOLU’NUN ORTASINDA
AKŞEHİR
Sosyal Bilimler Dergisi
Sayı 17
Yil 2007
Doç. Dr. Muhittin TUŞ
Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi
Akşehir, Anadolu’nun ortasında bir kasabadır. XIX. yüzyılda Osmanlı siyasi ve sosyal yapısının etkislerini hissettiren bir yerleşim yeridir. XIX. yüzyılın ortasında düzenlenen kayıtlara göre Akşehir’de ne kadar hane vardır. Ayrıca burada hangi mahalleler bulunuyor. Zirai toplumun bir parçası olan Akşehir’de hangi meslekleri vardır. Bu meslekler de tanımlanarak niteliklerine göre tasnifi yapılmıştır. Mevcut iş bölümü hangi boyuttadır. Nasıl bir şehir karakter taşıdığı ortaya konmaya çalışılmaktadır. (Yazidan alinti)
###############################################

HER YÖNÜYLE AKŞEHİR
Yazarı: Ali Küçüktop
Yayınevi: Nareddin Matbaası
Yayın Yılı: 1978, Akşehir
Dili: Türkçe
Ebadi: 21 x 17 cm, 64 Sayfa
Akşehir ilcesinin tarihi, cografyasi, sosyal yapisi, köyleri, ekonomisi, turistik yerleri vb. hakkinda bilgi verilmektedir.
###############################################
.
AKŞEHİR´DE SIRA YARENLERİ
Yazarı: Dr. G. Tarıman Cenikoğlu
Kategori : Arastirma
Konu : Folklor
Dili: Türkçe
Ebadi : 16.5 x 24 cm; 146 Sayfa
Yayınevi : Türk Dünyası Araştırmaları Vakfi
Yayın Yılı: 1998, Istanbul
ISBN: 9754981248
Yazar Cenikoğlu'nun müşahedelere dayalı bir saha araştırmasıdır. Akşehir Sıra Yârenleri geleneği, milli folklorumuzun halen yaşamakta olan canlı ve zengin bir örneğidir. Anayurtlarından çeşitli sebeplerle ayrılan atalarımızın, gittikleri yerlere kültürlerini de götürmeleri gayet tabiidir. "Yâren" sohbet ve geleneği de bunlardan biridir. Bu sazlı ve sözlü eğlencelerimizin mazisi, büyük bir ihtimalle İslâm öncesi dönemlere kadar uzanmaktadır. Eserde; Akşehir hakkında genel bir bilgi verildikten sonra, Yârenlik hakkında çeşitli tanımlara, araştırmalara, Türkiye'de Yarenlik geleneğine, yurt dışındaki Yârenlik geleneğine, Akşehir'de sıra Yârenleri'nin tüzüğü, kıyâfeti, eşyası, defteri gibi ilginç konulara yer verilmiş. Ayrıca, Sıra Yârenleri'nin kanunu, devir teslim töreni, orta oyunu, yâren oyunları, notalarıyla türküleri, yârenlerin oturma plânları gibi belki de çoğumuzun bilmediği yârenlik adetleri mükemmel bir şekilde anlatılmış. Mahalli kelimeler sözlüğü ve yârenlerin fotoğrafları ise esere daha bir güzellik katmış. Akşehir Yarenleri'nin incelenmesi bakımından ilk eser olma özelliği yanında, Türk Kültürüne katkısı ile de dikkat çekici bir eserdir. (Alinti: Kitap Cihani)
#############################################
.
AKŞEHİR VE KÖYLERİNDEKİ TÜRK ANITLARI
Yazarı: Yekta DEMiRALP
Kategori : Mimarlik
Konu : Türk ve Osmanli Mimarisi
Dili: Türkçe
Ebadi : 27,5x19,6cm; 188Sayfa
Yayınevi : Kültür Bakanligi
Yayın Yılı: 1996
ISBN: 9751714788
###############################################
AKŞEHİR / ANADOLU EVLERİ DİZİSİ - 5
Yazari : Cengiz BEKTAŞ
Kategori : Mimarlik
Konu : Türk ve Osmanli Mimarisi
Dili: Türkçe
Yayın Yılı: 1987, 1991
Yayınevi : BİLEŞİM YAYINCILIK
ISBN: 9752710115
Akşehir’in sosyal tarihi, coğrafyası anlatıldığı gibi bir tür sözlü tarih çalışması da yapılarak ustalarla konuşulmuş. Dönemini bilen, yaşayan ve yapan ustaların anlattıkları üzerinden Akşehir evlerinin geleneksel mimari özellikleri; yapı malzeme çeşitleri, krokiler ve fotoğraflar eşliğinde bütün ayrıntılar.
###############################################
ARABISCHE WELT- UND LÄNDERKARTEN III. BAND
ASIEN I. VORDER- UND SÜDASIEN
Mit Beiheft: Islamatlas
herausgegeben von KONRAD MILLER
SELBSTVERLAG DES HERAUSGEBERS
STUTTGART 1927
Mappae Arabicae« (islamische Landkarten aus der Zeit zwischen 800 und 1400) und die »Charta Rogeriana« (Weltkarte des Idrisi aus dem Jahr 1154 n. Chr.)
Bu kitap da, islam bilginlerinin 800-1400 yillari arasindaki geografi bilgileri incelemektedir. Burada 7. ve 11. sayfada araplarin Aksehir´i "f a l ü m i" ,latince ise Philomelium olarak isimlendirdiklerini görüyoruz. Asagida kitap dan bir alinti görmektesiniz.
"8. Von Amurion nach Adalia: Diese Strecke lässt sich gut bestimmen.
maldani, meluten Ib Va, j Bulvadin
b u h a i r e busranda x/a, al buhaire bu saranda,
j der See Eber-Göl, der See der 40 Märtyrer
falümi 1, Philomelium, j Akschehir
l ä d i k i a 2, Laodicea Combusta, Ladikia Karman,
j Jorghan Ladik
künia 1, grosse Stadt, Knotenpunkt vieler Wege,
in der Zeit des Id Hauptstadt des Seldschukenreichs
rum, alt Iconium, j Konia
amrüni 1, j bei Beischehr, Gödene (Tom)
Fluss kusa 1, koga, j Kartus oder Kesme am Fluss
Koapri; Galunia (Tom)
agerusta 1, Agrusta, Gegend von Selge, j Serük am
gleichen Fluss
fum'arus 3, Mündung des 'Anis, j Owadjük
kutra 1, Kudrae, Kodros Bischofssitz, am Fluss Cestros,
oberhalb des alten Perge, j Murtana?
a n t ä l l a 1, antalia al gadita, j Adalia."
Bu kitap PDF olarak da bulunmaktadir. Online incelenebilir (Almanca). Bakiniz:
http://edoc.hu-berlin.de/ebind/hdok/h226_mappae_arabicae_3/PDF/h226_mappae_arabicae_3.pdf
Ayni yazarin Avrupa ve Afrika üzerine de bir kitapi vardir. Bakiniz:
http://edoc.hu-berlin.de/ebind/hdok/h226_mappae_arabicae_2/PDF/h226_mappae_arabicae_2.pdf
###############################################
19 Ağustos 2010 Perşembe
Akşehir Medhiyesi: “Der-Medh-i Akşehir”
Medhiye methetme, övme manasına gelir. Edebiyatta birini veya birseyi övmek gayesiyle yazılan şiirlere denir.
Asagidaki şiir bir şehir medhiyesi niteliğindedir. Şiir, Ankara Millî Kütüphane’de 06 M.K. Yz. A.5629/8 numaralı bir mecmuanın içinde 32b-34b varaklarda bulunmaktadır. Mütekerrir muhammes şeklinde, mefâîlün/ mefâîlün/ mefâîlün/ mefâîlün kalıbıyla yirmi bir bend hâlinde yazılmıştır. “Der-Medh-i Akşehir” başlığını taşıyan şiirin şâirinin kim olduğu hakkında herhangi bir bilgi mevcut değildir. Ancak, şiirin son sayafsının alt kısmında kırmızı kalemle “Râsih Efendi” kaydı düşülmüştür. Yine şiirin sonunda 21 Mayıs 1321(1905) tarihi vardır ki bunun, şiirin kaleme alınma tarihi olması kuvvetle muhtemeldir
Der-Medh-i Akşehir
Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün Mefâ’îlün
1
Gel ey ‘âşık temâşâ et girip bu cây-ı zîbâya
Revân olmuş nice enhâr idüben ‘azm-ı deryâya
Çemenden zeyn olup eşcâr saluban yerlere sâye
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
2
O kim Abdü’l-vahâb Gâzî çeker pâyına yârânı
‘Alemdâr-ı resûlullâh denir bilsen o sultânı
Makâmında ziyâret kıl tilâvet eyle Kur’ânı
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
3
Ricâ-yı himmet istersen görüp Mahmûd-ı Hayrânı
Yüz urup âstânına fedâ kıl yoluna cânı
Ta’alallâh makâmında müşerref eylesin anı
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
4
Bahâr Sultân yâd eyle kim oldur erlerin şâhı
İhâta eylemiş sular temâşâ eyle ol mâhı
Varıp anda karâr etsen safâdır câna vallâhi
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
5
Velîler içre gör Damra muhaldir olsa yek dâne
Erenler içre Şeyh Eyyûb yaraşır olsa merdâne
Ziyâret eylesin Hızrı hayât erer bu dem câna
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
6
O cân-ı ‘âlemin ismi olupdur Molla Tâcü’d-din
Müşerref eylesin Allah yatar Ahî Cemâlü’d-din
Du’â-yı hayr için nâmın cihâna saldı Nasrü’d-din
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
7
Bu nâm-ı pâkla Akşehir verir şöhret Karaman’a
Erenler cem’ine erdik varırsın taht-ı Yunan’a
Du’â-yı hayr ile yâd et bile Zengeli Sultân’a
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
8
Bugün gör Şeyh Battâl’ı edinmiş taguban mesken
Çekip el cümleden olmuş hakâyık sırrına mahzen
Açılsın bâğ-ı cennetden mezârına nice revzen
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
9
Bulardan sonra geldi ol Nasûhî Kutubü’l-Aktâb
Eder halka nasîhatlar kul olmuş ana şeyh ü şâb
Kerâmetin edip izhâr atıp seccâdesin der-âb
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
10
Tefekkür eyle bunları bulupdur kutb-ı devrânın
Du’â-yı hayr ile yâd et bula zevk u safâ cânın
Muhibb-i sâdıkı çokdur o sultân o rûhânın
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
11
Bu ‘âlî-tekkenin olupdur nâmı Abdullâh (?)**
Akar sular temâşâ et müşerref eylesin
Allâh Hezâr destan ile bülbül figân edip öter her gâh
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
12
O ni’met tekkesi câna bugün firdevs-i garrâdır
Dü-nîm etmiş anı dünyâ biri birinden a’lâdır
Varıp anda karâr etsin bilirsin misl-i dünyâdır
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
13
O Şeyh Sultân Muhyü’d-din tutup Hak yolunu keskin
Beğendi cümle mahlûkât anın ettikleri re’yin
Pür ihsân-ı sehâvetde ‘imâret eylemiş kâ’in
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
14
O Seyyid Yûnus’u görsen gezer sancağı şâhâne
Eğer şâha eğer bende otağın kurdu meydâna
O nesl-i ism-i ahsen kim oturmuşdur emîrâne
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
15
Bulara âşnâ ol sen dilersen eresin dosta
Bilirsen ‘ayn-ı hikmetdir yatan Sultân-ı Nevreste
İrüben hâk-i pâyına şifâ bulur nice hasta
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
16
Subaşı bâğına varsan verir cismine râhatlar
Kıyâm etmiş nice eşcâr getirir kalbe hâletler
Nazîrin görmemiş kimse geze nice vilâyetler
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
17
Yatar deryâ kenârında o Sultân Hacı İbrâhim
Acım Paşa’yı yâd ile bular derdine kâ’im
Makâm-ı ‘izamın Mevlâ müşerref eylesin dâ’im
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
18
Buların cem’ine erdi Ulu Câmi’ bulup fırsat
Ki peygamber duhûl etdi diye halk ettiler hürmet
Varıp anda niyâz etsen bulursun şükrüni cennet
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
19
Yeni Câmi’de kıl tâ’at erişe ‘avn-i Rahmânın
Cemâ’at kesretin anda görüp bula safâ cânın
Erişe himmet-i ‘âlî o Sultân Süleymân’ın
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
20
Hasan Paşa henüz inşâ edip bir mescid-i aksâ
Ki cem’ olmuş nice ervâh okurlar âyet-i zîbâ
İki rek’at kılan cum’a bulupdur kurb-ı Hak mahzâ
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
21
Bu hâke hâk olup hâke yüz urup çağırıp yâ Hak
Bu cümle ehl-i İslâma ‘inâyet eyle gel mutlak
Cihân-ı fâni durur bâkî kalan sensin hemân ancak
Bugün benzettim Akşehir’i cinân-ı bâğ-ı me’vâya
Felek mislin getirmemiş anın bir dahi dünyâya
Alinti: Dr. Muvaffak EFLATUN
Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Araştırma Görevlisi
Kaynak: http://www.hbektasveli.gazi.edu.tr/dergi_dosyalar/26-273-278.pdf
.